Bugun...

Halit AKSUNGUR
AKSAKAL ÜMMİ SİNAN HAZRETLERİNİ OKURKEN
Tarih: 06-02-2014 15:26:00 Güncelleme: 06-02-2014 15:26:00


Yazıma tarihin ilk çağlarına uzanan bir efsaneyle başlamak istiyorum.

Nuh peygamber Allah'a (s.a.v.) sadık bir insandır. Onun zamanında insanların kötülükleri aşırı ölçüde artmıştı. Bir gece rüyasında “Tufan“olacağı bildirilir. Bunun üzerine her gün deniz kıyısına inerek geminin yapımına başlar. Aynı yol üzerinde yaşlı bir nine oturmaktadır. Her gün ineğinden sağdığı sütten bir toprak çanakta sütü Nuh için hazırlar yolda buluşturur. Arkasından da her yerde tufan olacağı konuşuluyor. Gemiye beni de al diye üsteler. Yer yüzünde kırk gün tufan olur. Her yaratıktan birer ikişer erkekli dişili hayvanları alır suyun üzerinde yaşamaya çalışırlar. Yer yüzündekilerin tamamı boğulur..

Nuh, güvercini, kuzgun ve kargayı uçurarak karaların görünüp görünmediğini kontrol eder. Sonunda yeryüzüne iner. İşinin gereği yine her gün bildiği yoldan denize inmektedir. Yaşlı nine onu bekler ve bir toprak çanakta sütünü ikram eder. Bu arada tufanda kendisini de gemiye almasını istemektedir. Nuh onu ilk gördüğünden beri şaşkınlık içindedir. Nasıl olur da bu nine ve ineği sağ kalır?

Dayanamaz, “ tufan oldu bitti haberin yok mu” deyince Nine :“ Bir şeyden haberim yok. Ama bir gün ineğin boynuzunda bir ıslaklık vardı” der.. Nuh: “ Sen hiç kaygılanma. Yüreğini serin tut. Sen zaten Nuh'unu bulmuşsun” der.

   Bizim Ertaş'da Nuh'unu bulmuş olmalı ki  “TEKERLEĞİN DEĞMEDİĞİ YER) den  başlayarak Toros'ların Batmayan Güneşi, onu izleyen yapıtlarıyla Sarıveliler ve yöresinin kültürüne, sosyal ve ekonomik gelişmesine hizmetten bir adım geri atmamıştır. Tekerleğin daha çok ve hızlı dönmesi için siyasilerin eşiklerini aşındırmakta, dilekçe ve mektup yağmuruna tutmaktadır. Zira gezgin dervişlerin, sufilerin hayatları ve öğretileri sabit mekanla sınırlı değildir. Gezgin bir derviş olduğu anlaşılan evliyanın Sarıveliler'deki evinin ören yeri, evinin duvar taşları halen durmaktadır.

Aksakal Ümmi Sinan halka her konuda kolaylıklar sunarak eğitme amacını taşıyan bir din anlayışına inanmaktadır. Bedenin halk ile kalbin HAK ile olması inancındadır. Erenlerden biri olduğu kabul edilen muhterem zat insanların ruh dünyasını ihya eden, bir mürşit darda kalanlara yardım eden bir “HIZIR”dır. Evliya, ermiş bir kişi olarak bilinir. Gönül diliyle darda “Yetiş Aksakal Efendim” diye dil dökenlerin imdadına yetiştiğine inanılır.

Son günlerdeki çalışmalarıyla Mustafa ERTAŞ  Aksakal Ümmi Sinan Hazretlerinin Sarıveliler'denİstanbul'a İstanbul'dan Sarıveliler, Alanya, Antalya, Elmalı'ya uzanan menkibelerini yaşamını, eserlerini tanıtma yönünden girişimlerini tamamlamıştır.

     15X 21.5 ölçülerinde, 112 sayfalık tutarındaki “ Aksakal- Ümmi Sinan Hazretleri” adlı yapıtını yayınlamış bulunuyor. Kutlarken hayırlı olmasını dileriz..

     Yeri gelmişken bir noktaya parmak basarak konuyu az da olsa değiştireceğim.

      Uzaktan da olsa çalışmalarını izlemeye çalıştığım sayın Ali YILDIZ Beyin, Gazipaşa- YAŞAM'daki  “Sarıveliler'den – Elmalı'ya  Aksakal Ümmi Sinan” üzerine yazdıklarını zevkle okudum. Ertaş'la olan söyleşileri, kitap üzerindeki düşünce ve görüşlerinin yanında, Gazipaşa Tarihini de bir çırpıda bitirdim.     Akıcı üslubu, konularının seçimi, içtenliği, içimi sardı ve ısıttı. İçerisinde kendimi ve tanıdık yüzleri, bildik dağları ve yaylaları gezdirdi bana. Yüreğine ve diline sağlık kollarına güç olsun dilekleriyle kısa kesiyorum..

Yine de Ertaşla olan Karacoğlan pür –püren sözcükleri arasında sizleri kıskanmadım desem yalan olur.(!)

Aksakal'a döndüğümüzde, temiz ve renkli bir baskı resimlerle desteklenmiş bir eser. Başta Prof. Dr.Mehmet Akgül'ün “ sunuş” ve  Ertaş'ın önsözü ile başlamış. Ertaş'ın yaşamını anlatan bölümden sonra kitabın asıl konusu olan Aksakal- Ümmi Sinan Hz. İle ilgili bilgilere yer verilmiştir. Doğup büyüdüğü Sarıveliler'in Yahşiler mahallesinde onun eşyalarının korunmuş olması ( Bulgur dövdüğü, dibek, tokmak (solgu) önemsenecek bir olgudur..

Daha sonra eserlerinden 1- Kutb'ül Mean, 2- Divnı tanıtılmakta şiirlerinden yeteri kadar Örnekler verilmiştir. Asıl ilgi toplayan bölümü, kıskançlık nedeniyle içirilen zehirli şerbetin zarar vermemesi, Taşkent'in Sultan suyundan ikram edilmesinin yapılan duanın (Çamlarınız kurumasın, güzeliniz farımasın)  dileğinin günümüzde de yaşanarak görülmesi  uyarıcı bir sonuç olarak  dersler alınacak olgular olarak görülmektedir. Darda kalanların imdadına yetişmesi, Tarlada tutuşan ekinlerin onun gelmesiyle sönmesi onun ününün yayılmasına neden olmuştur

     Yapıt üzerindeki çalışmaları destekleyen renkli resimler, Elmalı Belediyesindeki incelemeler, Ümmi Sinan türbesinin görüntüsü esere ayrı bir ağırlık verilmiştir. Kitabın son bölümünde divandan seçmelerden Aksakal'ın yaşadığı devre göre Türkçe bir dil kullandığı görülmektedir. Şiirleri genel olarak öğretici (didaktik) özellikler gösterir.

    Ayrıca İstanbul Başbakanlık Osmanlı arşivleri Defter'i Hakani dizisi 3-387 numaralı Muhasebe-i  Vilayeti Karaman ve Rum defteri (937- 1530) İç İl Livası s. 112) tapu defterleri

Tasnifi 272 nolu 1155 kayıt incelenerek Sarıveliler'in kısa tarihçesinin yazılması da esere bilimsellik kazandırmıştır.

      Gönül redifli uzunca şiirinden bir dörtlükle sonlandıralım yazımızı ve Ertaş'ı bu eserinden dolayı bir kez daha kutlayalım.

“ Aç gözünü bir dem uyan

Sen ey gönül gel ey gönül

Muhabbet rengine boyan

Sen ey gönül gel ey gönül”

10/01/2012 Konya



Bu yazı 7097 defa okunmuştur.

YORUMLAR



YAZARIN DİĞER YAZILARI